Evlenmeden Önce

Konusu
Eşler, evlilik öyküsünün mahrem tanıklarıdır. Evliliğinizde hayatınızın en önemli, en mahrem tanığıyla birlikte olduğunuzun farkında mısınız?
Bu tanıklığın derinlerine inen gücünün farkında olmak olgunluk ister. Olgun eşler, birlikte yaşamak için değil, birbirlerini yaşamak için evlendiklerini bilirler.
Evlilik yolculuğuna başlarken biricik sermaye olan sevgi, küçülüp yok olabilecek ya da büyüyüp gelişebilecek bir şeydir. Hem çok kudretli hem de zarif ve kırılgan… Büyümesi ya da zayıflayıp yok olması eşlerin birbirine nasıl tanıklık yaptığına bağlıdır.
Evlilikte iki farklı öykü bir araya gelir. Sohbet eden, ilişkilerini önemseyip emek ve zaman veren çiftler “bizim öykümüz” dedikleri anlamlı ve mutlu bir öyküyü oluşturmayı başarırlar.
Yorumu
Doğan Cüceloğlu hocamızın yine üzerine günlerce konuşulacak eserlerinden bir tanesini okudum.Bu kitabı kitap seçerken tesadüf eseri(tevafuk!) öneri olarak karşıma çıkınca almakla hayatımın şansına ulaştığımı fark ettim.Şimdi,sözü uzatmadan incelemeye geçelim: İnsanın evlenmeden önce kendisini tanıması sonucu, evleneceği insanda neler istediğini ve sonucunda başarılı bir evliliğin şans eseri değil farkındalık ve çaba eseri olduğunu anlatan bir kitap. Doğan bey çok önemli iki tanımı kavramamızı istiyor ısrarla bu kitapta;ilki korku kültüründe mi,yoksa değerler kültüründe mi yetiştik.İkinci olarak ilişkimiz can gözüyle mi,yoksa yüz gözüyle mi ilerliyor.Bu ayrımın farkına vardığımız an nerede olduğumuzu ne istediğimizi ve müstakbel eş adayımıza nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlamış olacağız. Kitabı okurken şu hisse kapıldım:sanki kalabalık bir konferans salonunda evlilik üzerine seçilmiş kişilerle verimli bir programdaydım… İnsanlar terapiste günlerini, aylarını veriyor ve ihtiyaç varsa vermeli de.Ama bu kitabı evli-bekar herkesin okuması gerekli ki terapistler fazla yorulmasın.;) Aslında hayat bizi her şeyde yorduğu gibi evlilikte de ister istemez yoracak, önemli olan yıpranmadan yorulmak değil mi… İnsanlık vâr oldukça evlilikte var olacaksa bunu bilinçli şekilde sürdürmek hepimizin temel görevidir diye düşünüyorum. Sözlerime Doğan hocamın alıntısıyla son veriyorum.(Kitaplar hep yol göstericimiz olsun!) “Anne-babalar olarak okul ve meslek başarısını çok önemsiyoruz. Bu konudaki kaygılar anaokuluna kadar inmiş durumda. Çocuklarımızın hangi okullardan mezun olup hangi mesleklere gireceği anne-babaların üzerinde titizlikle ve dikkatle durduğu bir konu. Ne var ki evlilik ve aile başarısı için aynı titizlik gösterilmiyor. Bu konuda toplum bilinçli ve sistematik bir program geliştirmiş değil. Evlilik ve aile başarısı gelenekler, din kültürü ve tesadüflere bırakılmış durumda. Önem verdiğim bir önerim var: evlilik öncesi toplumsal bilinçlenme için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Belediyeler uzun soluklu bir çalışma için bir araya gelmeli ve kendi uzman kadroları ile yaptıkları araştırma ve gözlemler sonunda, okullarda üniversitelerde uygun dersler ve belediyeler aracılığıyla halka açık kurslar başlatmalıdırlar. Böyle bir çalışma için yapılacak araştırmalarda halkın nabzı tutulmalı, boşanma istatistikleri incelenerek sorunların temelindeki parametreler belirlenmelidir. Toplumun gelenekleri, görenekleri ve temel değerleri gözetilerek geliştirilen böyle bilimsel bir projenin halkın büyük desteğini alacağını umuyorum



