Oz’un Kalbi Mu Kıtası

Konusu
Boğa olmasaydı, Oz uçsuz denizlerde nasıl hüküm sürerdi? Karanlık dalgaların arasına gizlenen kötülükten insanlarını nasıl korur, denizlerin acununa nasıl adalet getirirdi?
Börü olmasaydı, Oz nasıl iz sürer, kinini diri tutar ve intikamını alırdı? Uçsuz bucaksız topraklarda, kendi adaletini nasıl sağlardı?
Gök Geyik olmasaydı, Oz, bilgeliğe nasıl uzanırdı? Işığa nasıl yol gösterici ve insanlığa köprü olurdu?
Aslan olmasaydı, Oz nasıl en büyük olur, düşmanlarının yüreğine korku salardı. Kalbini; Ra-Mu’nun evi, Krallar Kralı’nın Şehri Şalmali’yi nasıl korur, yeryüzünde adaleti nasıl sağlardı?
Gök Çocukları, binlerce yıl yeryüzüne hâkim oldular. Kutsal Dörtlü (Oz Birliği), medeniyetin, sanatın ve refahın merkeziydi. Tüm topraklarda adaleti sağlayanlardı. Bir gün Mu’nun karşısındaki en büyük güç olan Atlantis, yüzyıllar önce yok olmuş Demir Yumruk Birliği’ni, küllerinden, Kuzey’in vahşi krallarıyla yeniden diriltti.
Yeryüzünün seçebileceği iki taraf vardı; Mu ya da Atlantis!
Yedi kutsal güç tekrar savaş için kullanıldı. Tanrı’nın yolunda ilerleyenler, sapkınlara karşı en büyük savaşını verdiler. Kazananı olmayan savaşın sonunda milyonlarca insan ve medeniyet yok oldu!
Yorumu
Kitabı bitirir bitirmez yorumumu yazmalıydım. Çünkü kendimi daha fazla tutamayacağımı biliyordum. Hani şu hepimizin severek okuduğu Taht Oyunları ve Yüzüklerin Efendisi serisi var ya, işte alın o iki seriyi üzerine de Türk mitolojisini ekleyin, işte karşınızda Mu Kıtası! Okurken kitaptaki her bir ayrıntı, her bir şehir, heykel, karakter gözümde canlandı. Kitabı okumak yerine kitabı yaşadım. Bazen bunun yazarının Türk olduğunu düşünüp şaşırdım ve sonra kendi kendime dedim ki; “Neden şaşırıyorum? Türk yazarları elbette bu kadar yeteneklidir” Neyse gelelim kitaba; beni biraz sıkan şeylerin başında kıyafetlerde kullanılan hayvan motifleri geliyor. Bir ara “yetti bu kadar hayvan” demişliğim vardır. Ama genele bakacak olursak kıyafet ve karakter tasvirleri güzel olmuş. Atahan ve Börükan Hanedanları, Uyguriler, Lemuriler ve Demirdağlılar (favorim) Mu diyarında oluşturan topluluklar. Mu diyarını yöneten kişi Ra-Mu ünvanıyla hükmediyor. Kitaptaki Ra-Mu yani bir diğer deyişle kralların kralı Atahan Hanedanlığından çıkmış. Börükan Hanedanlığı ise Demirdağlılardan oluşuyor ancak onlar yönetimde değil ordularıyla diyarın korumasını üstleniyorlar. Mu diyarında hayat böyle devam ederken denizlerin ötesinde bir de Atlantis var. Başlarda Mu’ya başlı ancak Vagnar varya o Vagnar, her şeyi karıştıracak güce sahip. Neyse ipucu vermemek için kendimi tutuyorum. Hanedanlar, milletler, mitolojik ögeler, dil ve üslup hepsi yerli yerinde, hepsi bizden, bizim anlayacağımız dilden konuşuyorlar. Bu arada şunu da söylemek istiyorum, kadın karakterlerin çok az, hatta bir elin beş parmağını geçmemesi beni biraz üzdü. İsterdim ki güçlü ve savaşçı bir kadın karakter, bir han olsun ama yazarımız öyle düşünmemiş belli ki. Son sözüm, lüften bir an önce gidin, alın ve okuyun!



