Bilim KurguDramRomanTüm Kitaplar

Simyacı

Adı: Simyacı
Yazar: Paulo Coelho
Sayfa Sayısı: 184
Yayın Tarihi: 1988

Konusu

Simyacı, Brezilyalı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho’nun, yayınlandığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir `fenomen’ olarak değerlendirilen üçüncü romanı. Simyacı, altı yılda kırk iki ülkede yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez’den bu yana görülmemiş bir olay. Yüreğinde, çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir `klasik’ kimliği kazanan Simyacı’yı Saint-Exupery’nin Küçük Prens’i ve Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston’u ile karşılaştıranlar var (Publishers Weekly). Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir `nasihatnâme’: `Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın?’ sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen romanın altı yılda, yedi milyondan fazla okur bulmasının gizi, kuşkusuz, onun bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken, güneşin doğuşunu seyretmek için şafak vakti uyanmaya benziyor.

Yorumu

Kitabı okumaya başlama sebebim Elif Şafak’ın Aşk kitabı oldu. Aşk’a bir merakla başlamıştım fakat elimden düşüremez ve hatta bitsin istemeyerek uzatacak hale gelmiştim.. Bittikten sonra da içimde çok derin bir etki bıraktı. Gerçek anlamda kelimeler ile ifade edemiyorum. Tam olarak kifayetsiz.. Velhasıl, kitap bittikten sonra araştırmaya devam ettim. Şems beni çok etkilemişti ve ben tasavvuf öğrenmek istiyordum. Simyacı, benim için tasavuffu öğenmek yolunda attığım 2. adımdı. Tasavuffu öğrenmek için Rumi’nin, Şems’e atfettiği Mesnevi’de bulunan hikayeden esinlenilmiş olan Simyacı’yı okumaktan daha güzel bir adım olamazdı. Santiago’yu Şems ile özdeşleştiriyorum. Elbette Şems daha farkında olarak yürüyordu yolunu ancak “herkes ve her şey aynı elden çıkmıştır” ya zaten. Yol.. Kişisel Menkıbesinin peşinde olan bir delikanlıydı Santiago, Şems gibi. Küçük yaşta babasına buralardan çıkmak ve hayattan haberdar olmak istediğini ifade etmesiyle çoban olarak başladığı yol, üst üste gördüğü rüyayla devam ediyor. Büyücü kadın, Kral, Urim ve Tummim(?), Tarifa, Arabistan, billuriyeci dükkanı, ingiliz, çöl, Fatima ve Simyacı. Santiago tüm bu yolu Kişisel Menkıbesinin peşinde olduğu için gidiyor. Vardığı yer, bir bakıma başladığı yer ancak insan yolu bitirince aynı insan olabilir mi? Öğrenmiş oldum ki, muhakkak olamaz. Benim vardığım son ise, Santiago evrenin dilini öğrendi. Devamlı hayal kırıklıklarıyla sürdürdüğü bu yolun sonunda Evrensel olan ortak dili kazandı. Piramitlere varıp göz yaşı döktüğü vakit ben de onunla ağladım. Evrenin dilini onunla beraber öğrenmeye çalıştım.. Santiago bana, kendi kişisel menkıbemin peşinden ayrılmamam gerektiğini öğretti. İçimde çölde yaşama arzusu uyandıran bu masalsı hikaye inanıyorum ki bana birçok işaret sundu. Belki de yolumun sonunda çok başka biri olacağım ama menkıbemin peşinde olmaktan asla vazgeçmeyeceğim. Yüreğim.. her daim hocam olarak kalacak. Bakalım, herkes gibi hayatın başrolü olduğum bu dönem bana daha neler gösterecek. Kim bilebilir ki Mektup…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu