DramEdebi KurguRomanTüm Kitaplar

İçimizdeki Şeytan

Adı: İçimizdeki Şeytan
Yazar: Sabahattin Ali
Sayfa Sayısı: 267
Yayın Tarihi: 1940

Konusu

“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizdeki şeytan yok… İçimizdeki aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…” Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın “kapana kısılmışlığını” gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, “insanın içindeki şeytan”a keskin bir bakış.

Yorumu

Kitap hakkındaki acizane fikirlerim şunlardır; Ömer karakteri, duyguları çabuk değişen ve kısmen çocuk akıllı bir karakterdir. Ailesinin, onun bu sorumsuz davranışlarını düzeltmemesinden de kaynaklı olarak hiçbir zaman hayatında tam anlamıyla itidalli davranmamıştır. O yüzden Macide’ye karşı bir öyle bir böyle hissetmiştir. Ama asla inkar edilemeyecek bir gerçek var ki, o da şudur; Ömer, Macide’ye en az annesine ihtiyaç duyduğu kadar ihtiyaç duymuştur. Bir erkek yüzünün ve saçlarının okşanmasını yalnızca annesinden isteyebilir çünkü. Sorumsuz davranışlarına kitabı okurken bile sinirlendiğim oldu ama fıtratından ve çocukluğundan gelen bir şey olduğu için o kadar acımasız yargılamamak gerektiğini düşünüyorum. Bedri’ye gelecek olursak… Bedri gayet efendi, aile terbiyesi aldığı belli olan, yardımsever, edepli, hayalı bir adam gibi gözüküyor dışarıdan. Ama bu güzel özellikler, bu karaktere atfedilmişken nasıl olur da öğretmenlik yaptığı okulda öğrencilerinden birine yanlış gözle bakabilir (!) diye sormadan edemedim. Aynı şekilde Macide’yle yıllar sonra tekrar karşılaşıp Ömer’in evine sık sık gidip gelmeye başladığı zamanlarda Ömer evde yokken nasıl evli olan Macide ile baş başa oturur?! Bu terbiyeye sahip bir erkek, benim gözümde, kötü huylarını sırf sevdiği kadın için değiştirme savaşında olan ve her şeye rağmen sevdiğini incitmekten haya eden bir erkekten daha aşağıdadır. Macide ise, hem aklı başında hem de efendi bir kadın olduğu ve Bedri’nin kendisine olan hislerinden ve kendisinin Bedri’ye olan hislerinden emin olduğu halde bu gelip gitmelerine bir şey demeyip bu gizli duyguları Ömer’den saklamayı da suç olarak görmüyor. Bir suçlu aramıyorum ama değerlendirme yapacak olursam; Ömer; iyi olmaya çalışan bir kötü. (İyi olmak için mücadele veren biri, iyi bir insandan daha kıymetlidir benim nezdimde.) Bedri; iyi ama kötü hisleri ve kötü kararları var. Macide; iyi, güzel hisleri var ama kötü kararları var. (Kitaptaki en masum karakter pansiyoncu madam’dır.)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu